30 Ocak 2012 Pazartesi

Ege'den Umutluyum


Bir müzik öğretmeninin tutarsızlık ve halden bilmezliğine kurban giden müzik aleti çalma isteğimi, umarım oğlum gerçekleştirir. 

Çocuk psikolojisinden anlamayan, elinde mandolini melodiler çalıp bizim de ona flütle eşlik etmemizi bekleyen bu zatı muhterem öğretmenin adını şimdi hatırlamıyorum ama bana eziyet gelen, neredeyse korkudan altıma kaçıracak hale geldiğim o müzik derslerini hiç unutmuyorum. Bütün hafta boyunca evde çalışıp sonra da tahtada (orada daha doğru düzgün konuşamazken) o düdüğü çalmak kadar zül gelen bir şey olamaz. Gür sesiyle azarlayıp 'Tekrar çal'  dediğinde zaten olay tamamen kopmuş oluyordu, sonrasında sınıfta duyulan sadece düdükten çıkan tiz 'Füüüüüüüü' sesiydi.

Yaşıyorsa buradan ona selam olsun!! Vefat etmişse de Allah gani gani rahmet etsin!

29 Ocak 2012 Pazar

28 Ocak 2012 Cumartesi

Ermeni Lavaşından Gözleme

Devletlerin kırmızı çizgilerle ayırdığı sınırlar, insanları birbirine bağlayan değerlerin yanında kocaman bir hiç aslında!! Ermeni deyince bazılarının kabaran milliyetçilikleri, Dink'in öldürülmesinden ya da öldürenlerin aslında çete olmadığına karar verilmesinden çok hicap duymayanlar, acaba bilirler mi ki aynı coğrafyayı paylaşan bu Ermenilere ne kadar çok benziyoruz!! Fiziki görüntümüz, yemeklerimiz, çocuklarımızı terbiye şeklimiz, büyüğe saygımız....Gurbette hep kendine benzerleri arıyor insan ve ben Ermeni arkadaşlarla konuştukça ne kadar da ortak nokta varmış diyorum!!

En çok sevdiğim şeylerden birisi işte bu, Ermeni lavaşı:


Hazır yufka olmayan bu yerde bulunmaz nimettir diyerek alıyorum. Özellikle babaannemiz bunu gözlemeyi çok seviyor. O geleceği zaman mutlaka sabah kahvaltısında yapılır!!


Göz kararı sütle 1 yumurtayı (3 lavaştan fazlası için 2 yumurta) çırpıyorum


Lavaşların özellikle kenarları yumuşayıncaya kadar bu sütte bekletiyorum. Katlanacak hale geldiğinde içine peynir rendeleyip kareye benzer şekilde katlıyorum.

Az yağla tavada cız bız....


Sonra da nam nam.....

Annemin kendi açtığı patatesli, peynirli, çökelekli gözlemelerini lüpletip bir de üstüne güzel ayranlar içtiğim günleri şimdi hasretle yad ederim!! Ellerin dert görmesin anacım!

7 Ocak 2012 Cumartesi

Bir Doğum Günü Geyiği Daha

 7 Ocak'ta Doğanlar
Bugün Doğan Kadınlar
Güzel konuşurlar. Dikkat çekici yüz hatlarına sahiptirler. Bulundukları ortamlarda sıcak fakat saygılı bir denge içine hareket ederler. İleri yaşlarda bile ince kamasını becerirler. Estetik operasyonlardan kokmadıkları için, fiziksel kusurlarını düzeltme konusunda egoları çok güçlüdür. İnandıkları konulara değer verirler.

Bugün Benim Doğum Günüm


OĞLAK
Yönetici Gezegeni:
Element:
Nitelik:
Uğurlu Sayıları:
Gün:
Uğurlu Taşı:
Renk:
Tarot kartı:
Hayvan:
Bitki:
Kıymetli Taş:
Kıymetli Maden
:
 
Satürn
Toprak
Öncü
2, 8
Cumartesi
Grena
Koyu yeşil, kahverengi
Şeytan
Keçi ve diğer boynuzlular
Karanfil,sarmaşık,çam,kavak,karaağaç
Karaelmas, kehribar
Kurşun

 
 Olumlu Yönleri: Çalışkan. Güvenilir. Kararlı. İstekli. Sabırlı. Azimli. İhtiyatlı. Disiplinli. Plancı. Espri gücü. Düzenli. Sebatkar. Azla yetinir. Zengin olur. Dayanma gücü yüksek. Sorumlu. İyi eş, iyi anne baba. Mülkiyetçi. Olumsuz Yönleri: Eğilmez. Dik başlı. İhtiraslı. Kötümser. Kuşkucu. Kindar. Sert. Karamsar. Yalnızlık meraklısıOğlak Takım Yıldızı (Astronomi)Oğlak takımyıldızının ilk dekanınında, hedefine hızla giden bir ok olarak kabul edilen Sagitta bulunur. İkinci dekanatta başlıca yıldızlar olarak Al Tair ve Aquila vardır. Son dekanda ise Dolphin yani Yunus bulunur. Oğlak Burcu Kadını Genel ÖzellikleriOğlak burcu kadını hırslı, neşeli, evcimen, çalışkan ve dürüst yapısıyla dikkat çeker.Güçlü olmayı sever ve bunun için elinden gelen çabayı gösterir. Bilgi ve kültür zenginliği de onun için önemlidir. 
Oğlak burcu kadını karamsar ruh hali nedeniyle kendi kendine bir duvar örer ve kendi önüne engeller koyar. Oysa hırslı ve güçlü yapısı yeterince ön plandadır. Daima kendinden emin olan oğlak burcu kadını kolay kolay çevresindekilere güvenmez ve tutucudur. Hareketleri ölçülüdür. Maddi konularda öyle tutumludurlarki, bu cimrilik boyutuna varacak derecededir. 
Bilgiye çok önem verirler. Nezaket ve kültür onlar için çok önemlidir, bu nedenle kendilerini geliştirmek için canla başla çalışırlar. İş konusunda oldukça hırslı ve iddialıdırlar. Ellerini attıkları tüm işlerde başarılı olabilecek kapasitededirler. 
Oğlak burcu kadını oldukça mantıklı ve gerçekçidir.Böylece olaylar karşısında daha çabuk karar geliştirebilmektedir. 
Oğlak burcu kadını sevdiği erkeği fazlasıyla sahiplenir ve kendi istediği gibi olmasını ister. Özellikle karşı cinste nezaket ve dürüstlük çok önemlidir. Partnerini özenle seçmeye çalışır. Hayatı dolu dolu yaşamayı seven oğlak burcu kadını sevdiği kişiyle sosyal bir beraberliği olsun ister.Evlendiğinde iyi ve sadık bir eş olacaktır. Çocuklarına karşı neşeli ve sevecen bir anne olacaktır. Fakat aşırı sahiplenme güdüsü nedeniyle biraz emredici bir tutum içinde olabilir.

6 Ocak 2012 Cuma

İlaç Niyetine


CANIM TÜRKİYEM,

Çoğunuzun burun kıvırdığı, bazılarınızın ağzına koymadığı, hatta bazı sofralarda yemekten sayılmayan bu sebzenin kıymetini bilin. Kış boyunca yiyin ve özenle çocuklarınıza yedirin. 

Zira Rusya denen bu sebzece fakir ülkede altın fiyatında: 

50 gr. ıspanak = 2.93564 TL (Nerdeyse 3 TL)


2 Ocak 2012 Pazartesi

Huzur Var

Yeni bir yılla yeniden MERHABA... Her yıl dilekler tekrarlanır, umutlanılır, hazırlanılır ama aslında yılın rakamı değişirken bir gecede değişen hiç bir şey yoktur!! Türkiye'de çok bir şey ifade etmeyen yılbaşı kutlaması buraya geldiğimden beri çok farklı! Neden mi çünkü burada yeni yılla başlayan 10 günlük bir tatil var ve ben aslında yeni yılı değil bu tatili bekliyorum. 

Benim için özellikle kutlamaları fazlaca abartmak, her şeyi sadece görüntü itibariyle güzel kılmak çok saçma... Samimi ve özenli olması yeterli. Buradaki kutlama ve alışveriş çılgınlığına kendimizi kaptırmadan, kendi çapımızda 2012'ye merhaba dedik.

Önce kutlamalar okulda başladı, çok alışık olmadığım ritüellere olabildiğince ayak uydurmaya çalışıyorum. Babaanne ve haladan yardım alıyorum. Mesela kostüm Artur'dan, ezberlediğimiz şiiri de babaanne arayıp buldu.


 Çam ağacının konulduğu ilk gün bomboştu ve son güne kadar okulda yapılan tüm elişi çalışmaları ve çocukların evlerden getirdikleri süslerle rengarenk oldu.



 
Yılbaşına yakın zamanda bize gelen süper babaannemizin bize bir de süprizi vardı:


Neredeyse 6 senedir yani buraya geldiğimden beri yemedim oysaki fırında, haşlanmış, şekeri, pastası her şeyini severim kestanenin... Rusçası da : каштан (Kaştan) Anlayacağınız babaannemiz yine süper babaanne olduğunu bir kez daha gösterdi.

Yılbaşı günü tüm aile toplanmadan Ege'yle hediye işini halledik ve bu iş ikimizin de hoşuna gitti.






Sakin, huzurlu ve eğlenceli bir gece geçirdik. Tek sıkıntımız, Ege'nin sabahtan akşama kadar дед мороз (ded moroz - Ayaz Dede) ne zaman gelecek diye sorması oldu! 

Ayın 9una kadar evde eşimle birlikte olmanın ve sabahları yataktan Ege'nin  kikirdemeleriyle kalkmanın keyfini çıkaracağım.

Herkese sevdikleriyle geçirecekleri huzur ve umut dolu nice yıllar dilerim!

15 Aralık 2011 Perşembe

Daha Ne Diyeyim ki?

Yaşanılası dünyanın
Ne tadı ne tuzu kaldı
Ömür denen şu zamanın
Çoğu gitti azı kaldı

Çalışmadan yiyenlerin
Derimizi giyenlerin
Nice benim diyenlerin
Ne izi ne tozu kaldı

Çürük ökçe yırtık taban
Kurdu kuşu ettik çoban
Gariban daha da gariban
Ne çulu ne bezi kaldı

Bizden geçinen kalleşler
Döner geri bizi taşlar
Sıvıştı yaren yoldaşlar
Ne sözü ne özü kaldı

Cahiller kendini aklar
Kamiller özünü yoklar
Kurudu çaylar ırmaklar
Serçeşme'nin gözü kaldı

Dertli Divani'nin varı
Canandır canın öz yari
Geçti bu devrin baharı
Ne yazı ne güzü kaldı

Dertli Divani

8 Aralık 2011 Perşembe

Bir Ben Var, Benden İçeri

Annem, teyzem, yengelerim,anneannem.... Hatun akrabalarımın çoğu hamarattır; yaptığı yenilir, diktiği giyilir insanlardır. Tabii bu bahsettiğim benden önceki yani annemin jenerasyonuna kadar böyle...Ben ve benden sonrası fıııııısssssssss...Okuyacağım ayaklarına, suya sabuna dokunmadan maharetli annelerinin sarayında yan gelip yatmış şahsiyetleriz: ben ve benden sonrakiler!! Dikiş bilmez, zahmetli yemekleri yapamaz, dantele hiç elini sürmez hatta çeyizine konanlara bile burun kıvırır, yünden anlamaz, kanaviçeyi de keyifli diye başlar bitiremez :))))

Evde 1 ay kadar kapalı kalmaktan ötürü oluşan can sıkıntısı, dışarıdaki bulanık hava, anneden hevesle taa buralara kadar getirilen ve boynu bükük duran şiş,tığ ve benzeri malzeme,okuduğum onca hobi bloglarındaki saygıdeğer ve maharetli arkadaşlardan alınan coşkuyla bakın ben neler yaptım:







İlk baştaki renkli olanın iplerin yettiği kadar yaptım ama bana biraz küçük oldu gibi yani boynumu iki kere dolanmıyor :(( Alttaki kırmızı mor olan için de uygun renkte ne montum ne de şapkam var! Nasıl kullansam diye düşünüyorum...


Burada Türk ürünleri satan bir yer bulunca ince bulgur aldırdım ve bundaki tek amacım KISIR yapmaktı....Epey bir şey okuduktan ve sorduktan sonra  bir harman yapıp kendi tarzımda bir kısır yaptım!!! Sonuç mu? Limona boğulmuş, yeşillikli sulu pilav... Görüntü benzese de tadı tam bir hayal kırıklığı :))  Resmini de bilerek küçük koydum ki hani en azından detaylar görünmesin hehe :))














Amma velakin kekim muhteşem oldu!!! Tarif tabii ki annemden içine 2-3 bir şey ekleyip sanki ben de farklı bir şey beceriyormuşum gibi hissediyorum. Buna ek havuç ve tarçın... Tadını da ben değil götürüp yedirdiğim  2 Ermeni,1 Lezgin, 1 Ukraynalı Hanım tescillediler....Ha bir daha aynı şekilde kabarık  ve bulgur bulgur ağızda dağılır kıvamda yapabilir miyim? Allah Kerim, belki olur!!

Neyse en azından azimle öğrenmeye çalışıyorum di mi? 60ından sonra belki usta bir ev hanımı olurum!

Bedeninizin sıhhati, evinizin bereketi, sevdiklerinizin şefkati hiç eksik olmasın....(Alıntı çalıntı değil haaa, menim gendi özümün lafıdır!)

3 Aralık 2011 Cumartesi

Ege Büyürken Annenin Vardığı Sonuç

Uzun bir süre oradan buradan okuduğum bir sürü şey vardı. Ne zaman harf ya da rakam öğretmek lazım? ya da öğretmemek daha mı iyi? Okula kadar beklemek mi lazım yoksa o zaman kadar beklesek geç mi kalınacak? Bu soruların hiç birinin hiç bir yerde cevabı yok! Cevabın ta kendisi: çocuğun kendisi... Neyi ne kadar almak istediğine bizzat kendileri karar veriyorlar!! İster onun okul öncesinde okumayı öğrenmesini hedefleyin, isterseniz saldım çayıra felsefesini benimseyin bir süre sonra çocuğunuz sizi zaten yönlendiriyor...


Ege, her ne kadar kağıt, kalemle çok ilgilenmese de sayı ve rakamları yazmak ve okumak konusunda son derece ilgili davrandı. Gördüğünde, oynadığında ve ben tekrarladığımda bundan keyif aldığını açıkça görebiliyorduk. Bu nedenle bununla ilgili oyunlar üretip oynadık, sıkmadan ve ilgisini törpülemeden, almak istediği kadarını verdik.


Ama en başta şöyle bir sıkıntı yaşadık. Ben onunla Türkçe konuştuğum için ona, ana dilimdeki şeyleri öğretmenin daha kolay olacağını düşünerek Latin harfleriyle başladım. Fakat daha sonra devam ettiğimiz oyun grubunda Rusça Alfabe (Kiril Alfabesi) işin içine girince, benzer harflerde bocalamaya başladı. Mesela 'B' görünce 'B' okuyordu ama Rusçada onu 'V' diye okuması lazımdı. Ben biraz huzursuz olunca öğretmen bana sıkıntılı bir durum olmadığını söyledi. Harfleri okuması sırasında dil farkını vurgulamanın yeterli olacağını ve çocuğun bunu kolayca ayırt edebileceğini söyledi.' Türkçe de bu harf  'B' diye okunur ama bak Rusçada 'V' diye okumalıyız'  şeklinde cümlelerle aradaki farkı anlattık. Sonuçta kavradı ve sıkıntı yaşanmadı. Hatta şimdi dil konusunun daha bir farkında... Örneğin:
'Anne,Caillou İngilizce konuşuyor di mi?'
'Türkiye de Türkçe , Moskova'da Rusça konuşuluyor; o yüzden Artur Rusça biliyor, Türkçe bilmiyor'
'Anne ben 17 yaşıma gelince İngilizce, 30 yaşıma gelince Fransızca konuşmak istiyorum!'


Resimlere bakıp da kadın delirmiş 4 yaşındaki çocuğa toplama çıkarma öğretiyor demeyin :))) Süper çocuk yetiştireceğim iddiasında hiç değilim. Bu oyunu Ege başlattı.(-) ve (+) öğrendiğinden beri buzdolabındaki mıknatıs rakamları dizip bu nasıl oluyor diye sormaya başladı. Şimdi de parmak sayıp duruyor...Ben de olabildiğince basit şekilde aşağıdaki kareleri ve yuvarlakları saydırarak oyununa eşlik ediyorum. Masada oturanları, kartlarını, arabalarını saymayı çok seviyor...



Bu arada resim yapmaktan ya da kesip yapıştırmaktan pek hoşlanmıyor. Boyama yapmak bazen sanki ona zulümmüş gibi geliyor. Bu konuda da illa otur resim yapalım demiyoruz!! (Ona pastel boya, sulu boya,kuru boya alıp özendirmeye çalıyorum ama onları en çok ben seviyor ve kullanıyorum). Zaten canı çok sıkılmış olsa da çoğunlukla resim yapma önerimize cevabı 'hayır'. Resim derslerinde yaptığı resimler de genelde yarım kalıyor ve neden tamamlamadın diye sorunca : 'Canım yapmak istemedi, bitirmedim' diyor. Ne zamanki hamurla bir şeyler yapılacak bu derse ilgisi o zaman artıyor. 

İlkokulda beden dersinde dışarıda top oynamaya can atarken, beden dersi yapmayıp zorunlu olarak yaptığımız matematik dersindeki problem çözerdik. Ve ben bu problem çözme işini (havuz, yaş,yol) hiç bir zaman öğrenemedim. Çünkü ben o problemleri çözmek için sevdiğim şeyi yapmaktan alıkonuldum. Hala içimde yaradır valla da anlatmadan geçemedim!! Ne biliyim belki şimdi bir jimnastikçi ya da basketbolcu olurdum :(((

Velhasılı kelam su akıp kendi yolunu buluyor ve inanın çocuklar ne istediklerini açık seçik gösteriyorlar!! Bize düşen sadece onların cevherlerini parlatmak...Onların sevmedikleri, istemedikleri şeyleri yapmaya zorlamak zaman kaybından başka bir şey değil!!

Bir eğitici yazımızın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz! Sıkılmayıp sonuna kadar okuyabildiyseniz sizi tebrik ediyor ve esenlikler diliyorum efendim!!!