21 Eylül 2011 Çarşamba

Rus Düğünü -2-

NİKAH DAİRESİ:
Nikah başlayana kadar doğal ortamda fotoğraflar çekildi. Hava 9 derecelerdeydi ve gelinimiz straplez gelinliğiyle donarak poz verdi ama ona rağmen üzerine bir şey giymedi.



Bu ufaklıklar düğünün şekerleriydi.



video

Bu maviş kızlar damatla gelini alıp nikah memuruna kadar götürdüler ve hem de çok hoş dans ederekten.....

 Babası kızını damada teslim etti ve nikah kıyıldı.

Müzikler canlıydı. Arka tarafta bir saksafon var!

 Maviş kızlardan biri 6-7 tane mum olan tepsiyle masaya yanaştı. Bu mumların hepsi bir şeyi temsil ediyor: sağlık, mutluluk, para... her biri masaya yerleştirildi ve yeni evli çift bunları birlikte üfledi.

İlk dans


Salonun alt katında yer alan odada misafirlerle birlikte yapılan ilk kutlama.... Şampanya ve çikolatayla...
Adet üzere nikahtan sonra şehrin güzel yerleri (meydanları, parkları, köprüleri..) gezildi ama ben sabahtan beri aç dolaştığımdan dolayı artık dayanamayıp kendimi yemek yenecek bir yerlere attım.O kısımda pek bulunamadım ve ayrıca havada soğuktu ve ben de imirin iti gibi titremek istemedim.


video

Ekmek tuza batırılıp yendi ve 'Yediğiniz en kötü şey bu olsun' dendi (Ekmeği tutan damadın annesi). Hani en kötü gününüz böyle olsun dileğinde bulunur gibi.. Ekmekten de kim daha büyük koparırsa ya da ısırırsa evde onun sözü geçermiş. Sonrasında birer kadeh şarap içilip arkalarına atıp kırdılar. Bunun neden yapıldığını sorarsanız şu gibi şeylerden dolayı:

  • kaç çocuk olacak? kız mı erkek mi olacak? gibi şeylerin tahmini için
  • Yeni bir gemi denize açılırken kırılan şarap şişesi gibi yeni bir hayata başlayan çiftin de yeni başlangıcı için
  • (Batıl inanç olarak) Bardak kırılmasının iyi olduğuna inanıldığı için
Sonrasında yemek salonuna girdik ve süper hazırlanmış sofrada yedik, içtik. 3 küçük notum var onları da söyleyeyim de içimde kalmasın...

Not 1:


Sofrada ilk gördüğüm şey MİS GİBİ KOKAN PASTIRMA....yani Rusların söylemesiyle BASTURMA

Not 2:
Bütün gece sık sık GORKA (acı) diye bağırıp alkış tuttuk, biz böyle bağırdıkça gelinle damat birbirini öperek ortamı tatlandırdılar. Hatta uzun uzun öpüşmeleri için ısrarcı bile olduk. Bir seferinde 12ye kadar saydık :)))

Not 3:
Tarkan burada da karşımıza çıktı. 'Oynama Şıkıdım Şıkıdım'ı Rusça versiyonuyla dinleyip tepindik...

20 Eylül 2011 Salı

Rus Düğünü -1-

Geçen hafta bir arkadaşımızın düğünü için Kaluga (Калуга) denen bir şehre gittik. Bu benim katıldığım ilk Rus düğünüydü. Bu katıldığım mı öyleydi yoksa hepsi mi böyle bilmiyorum ama eğlenmek anlamında bizimkilerden kat be kat  eğlenceliydi. Düğün sahipleri açısından ise parasal anlamda aynı külfette olsa da yorgunluk açısından
bizimkiler kadar öldürücü değildi. Annemin bizim düğünde yemek yapmaktan ve koşuşturmaktan hoşafı çıkmıştı ama buradaki anneler gönüllerince eğlendiler.
Neyse lafı fazla uzatmadan düğünü anlatayım:

KIZ ALMA:



Bunlar apartmanın her katına yapıştırılmış süslerden bazıları... kalpler, balonlar,posterler filan da vardı.











Bu kız isteme olayının en eğlenceli kısmı, gelinin sadıcının her katta damada gelin hakkında sorular sormasıydı. Ne yazık ki kız, beşinci katta yaşıyordu ve damat epeyce ter döktü.




Nihayet damat kapıya ulaştığında ise başka bir sürpriz vardı. Kapının anahtarını bulması gerekecekti:


İkinci balonda anahtar bulundu ve nihayetinde içeri girildi. Şampanyalar patlatıldı...meze tabaklarından tırtıklandı... Sonrasında da gelini alıp doğru nikah dairesine....




  

'Çok Eğlendim Anne'

Okula başladık. Haftada 3 gün birer saat gidiyoruz. Şimdiye kadar genelde oyun grubu gibi yerlere giderken bu sefer biraz daha çizgi, harf, boyama gibi şeyleri öğreten hatta hece okuma çalışmalarının bile yapıldığı bir yere yazıldık. Bazen erken mi acaba diye sorgulasam da Ege'den gelen tepkiler erken olmadığını gösterdi. Harfleri, rakamları ve bunlarla ilgili çalışmaları seviyor. Müzik ve spor derslerinden sonra bir daha gireyim diye ağlıyor ama bir tek resim konusunda sıkıntısı var. Hamur fialn yapılırsa sorun yok da eğer ki çizim yapılacaksa biraz mızıtıyor.Düzgün olmayan evlere,güneşe, çizgilere canı sıkılıyor...



19 Eylül 2011 Pazartesi

Köyüm, Toprağım, Memleketim

Doyduğun yerde yaşarsın ama hep aklın doğduğun yerdedir çünkü orası memleketindir..... Hala asfalttan köy yoluna döndüğümde kalbimin atışları hızlanır ve köye kadar uzanan yolda giderken çocukluğumda yaşadığım tüm güzel anlar aklıma gelir... Bu yaz ordaydık ve hem ben hem de Ege çok mutlu olduk :)


Anneannemin gözü gibi baktığı yaban ördekleri... Her gün itinayla beslenir, çayıra çimene salınır ve akşam tek tek içeri alınır ve gaddar babalarının yavruları gagalamaması için bekçi gibi beklenir. Ege' de beslenmesi konusunda büyükannesine ardım ediyordu.



Önce kitaplardan öğrendi sonra da gerçeğini gördü. Bu yaza kadar hep traktör derken baktı köyde hiç kimse traktör demiyor 'motor' diyor o da motor demeye başladı. Oğlum traktörün yanına mı gidiyorsun diyince 'Anne o traktör değil motor ' diyip durdu.

Bu ASİ...

Bu da onun 2 yavrusu....Bir de kedi yavruları vardı ama onları fotoğraflayamadım :(

Bu amcamın köydeki süper bakımlı bahçesindeki gül ama maalesef kokmayanından....

Bu da tandırda pişip lüplettiğimiz yarımcalar!!!Yumurtalı, soğanlı...

4 Eylül 2011 Pazar

Patlıcan Ucuzken, Yapıverelim Gari

Fiyatı 120 rublelerden (7 TL) şimdilerde 35-40 rubleye (2-2,5 TL) düşmüş iken bol bol yiyip nikotin almalı!!! Aslında en çok patlıcan salatasını ve annemin yaptığı karnıyarığı seviyorum ama bir de bunu deneyelim dedik. 






  
Malzemeler ve nasıl yapıldığı anlaşılmıştır herhalde resimlerden...Amma velakin tadı pek matah olmadı arkadaşlar yenilebilir kadardı. Daha güzel Ali Nazik yapmak için bir Googlelayın derim!!! Ben şunları çok beğendim:

Oğlum Büyürken -1-

4 yaşındayken EGE,
  • Kilosu 18, boyu da 1 metreden az kabarık
  • Türkçe'yi takılmadan konuşuyor. Cümleleri, vurguları çok düzgün. Biraz 'L' harfinde sorunumuz var ama şimdilik düzeltilmesi gerekmiyor hatta bu halini çok seviyorum.
  • Rusça konusunda ilerleme hızı beni çok sevindiriyor. Bunda özellikle izlettiğimiz çizgi filmlerin dilini Rusça seçmemizin çok faydası oluyor.
  • Caillou sonra Smeşariki ve şimdi de Wall-E ile devam eden bir seri yaptık. Yaklaşık bir haftadır günde 2 kere, sabah ve akşam Wall-E izliyor ve kalan zamanda da orada olanları bana anlatıyor.
  • Wall-E ile birlikte uzay, gezegen, astronot, roket, uzay gemisi gibi konularda soruları daha da arttı.
  • Rekabetçi bir yapısı olacak sanırım. Sabah kim üstünü önce giyecek? Kim çorbası daha önce içecek?
  • Bilgisayar, Wii vb. elektronik konularda oldukça dikkatli ve hızlı öğreniyor.
  • Tuvaletle ilgili tüm işlemleri artık kendisi yapabiliyor.
  • Neden sorusu dilinden düşmüyor.
  • Bazen kurduğu neden-sonuç ilişkilerini ben kurmakta zorluk çekiyorum.
  • Gittiği ve gördüğü yerleri hatırlamak konusunda çok iyi (annesi gibi yol ve yön bulma özürlü olmayacak)
  • Hala birileri ona vurduğunda ya da elinde bir şey aldığında ilk tepkisi  bana ya da babasına şikayet etmek oluyor; sonrasında canı acısa da 'Ama  o benim arkadaşım ben ona vuramam' dediği çok oluyor!! Son zamanlarda eğer arkadaşı bir şeyi vermezse elinden alıp kaçmayı öğrenmiş ama ben buna pek memnun olmadım :(
  • Bildiği konularda çok konuşuyor, bir oyunu sana anlatırken, bir şeyi nasıl yapman gerektiğini açıklarken susturmak mümkün değil!!!
  • Sabretmek konusunda çok yol aldık!! Hatta bu kelimenin tam hakkını verdiği zamanlar oldu.
  • Kolları ve elleri çok kuvvetli, demirlere asılıp kendi başına 3 tane ilerliyor. Ancak aynı şeyi bacakları için söyleyemeyeceğim. Koşarken bile sağa sola yalpalayarak koşuyor ve  çabuk yoruluyor. Bu nedenle, bisiklet sürmekten de yarım saat sonra vazgeçiyor.
  • Nur topu gibi üç tane dolgusu var!!! Hatta diş hekimi, bir çürüğünün içinden üzüm çekirdeği gibi bir şeyi zor çıkardı ama bu tecrübeyle de diş hekiminden korkmadığımızı anladık  (Sağolsun Tübitak Yayınlarından 'Diş Hekiminde')
  • Kemer takmayı çok seviyor, güneşli zamanlarda şapkasını mutlaka takıyor (hatta şapkasız çıkmıyor)
O büyüyor ve biz onunla her gün gençleşiyoruz!!!

3 Eylül 2011 Cumartesi

Gece Kremi

Bendeniz 5-6 farı, 3-4 göz kalemi, 1 ruju, 2 rimeli, 3 ojesi, bir parjümü, kullanmadığı bir fondöteni olan bir hanımefendiyim. Topyekün kozmetik envanterim aşağı yukarı bu kadar!!! Demem o ki ben kendimi aşıp bir GECE KREMİ aldım. İşte bunun da kayıtlara geçmesi için resmini çekiyorum. Yazdıklarına göre 6 hafta düzenli kullanımla etkisini gösteriyor!!! Hadi bakalım göstersin. Bugün başlıyorum....

Bunu da almazdım almasına ama alnımdaki 3 derin çizgi artık farkedilmeyecek gibi değil!!Unutturmayın da bir ara fotoğrafını çekip koyayım... Yani sanmayın öyle eften büften :( epeyce derin çizgiler... ühü ühü

Ege'den İnciler

EGE:        Anne, baba neden senin eşin?
ANNE:    Çünkü ben onunla evlendim
EGE:        Neden evlendin?
ANNE:    Birbirimizi sevdik, evlendik. Senin de ilerde eşin olacak.
EGE:        Bir kız olacak yani?
ANNE:    Evet.
EGE:       Ben de evlenirim!!!
ANNE:    Evet,tabii
EGE:       Benim eşimin adı da Nastya olsun, hani vardı ya Töta Gala'da (Sibirya'daki Teyzemiz)!!! İşte o      benim eşim olsun...