7 Ocak 2010 Perşembe

Çelebilerden yola çıkarak küçük bir sosyolojik tespit

Bizler, anne babası köyde büyümüş; tarlada, yaylada arpayla buğdayla; inekle, koyunla uğraşmış; artık umutlarını kendileri için değil de çocukları yani bizler için vareden ve bu nedenle de yükünü sırtına vurup şehre göç etmiş insanların çocuklarıyız. Köyde doğmuş ama aklı yettiğinden bari şehirde yaşayan kuşak!!

Okulu, arkadaşları şehirli olsa da kendisi hala yarı köylü; yediği içtiği, gördüğü gözlediği hala bir yanıyla köy kokan... Okul tatillerini dört gözle bekleyip neredeyse tamamını köyde geçiren, bir zamanlar anne babasının çile diye baktığı işleri, sanki derslerde okuduğu kitapların uygulaması gibi keyifle yapan... Emmioğlu, dayı kızı, hala oğlu, amca torunu... yani akran ve akıldaşların bir arada geçirdiği unutulmaz yaz tatilleri :)

Ben gibi 30lu yaşlarında olanlar şehirde ikinci kuşağız. Sayımız çok değil ve biz sülalede üniversite kapısından geçmiş ilk (neredeyse) kişileriz. Şimdilerde 20li yaşlarda olanlar ki sayıları epeyce artık üçüncü kuşak... Onlar bizden daha başarılı, daha hırslı, daha bilinçli ve daha şehirliler. Arada kalmışlığın sızılarını daha az yaşayıp şehir hayatında daha güçlü duruyorlar. Hem kişilik hem de eğitim anlamında daha sağlamlar. (Günümüz gençlik ve eğitim zaaflarını saymazsak)

Keşke çiftçilerin, toprakla uğraşanların çocuklarının da hayata katılmaları kolay olsa da insanlar yurtlarından yuvalarından ta uzaklara göç etmeseler. Tarlalarında efendi iken şehirlerde insanların kölesi(!) olamasalar.

2 yorum:

derya dedi ki...

nobel ödülüne layık görüyorum.. harika bir tespit!

incilay dedi ki...

kim demiş türkler arasında sınıf ayırımı yoktur diye buyrun ne güzel anlatmış arkadaşım. gerçi buna da şükür benaycığım en azından insanın ekonomik ve sosyal varlığını sürdürüp geliştirmesine izin var ya o da olmasaydı