12 Kasım 2010 Cuma

Günün ilk ışığı

Bu blogu açarken ne kadar hevesliydim ve heveslendirilmiştim. Ancak görüldüğü üzere ihmal edilmiş hatta bazen unutulmuş bir hal aldı.
Ancak tarih yeniden yazılıyor ve araya giren tatsızlıklar, hastalıklar ve tembelliklere artık son deme noktasındayım ve yan gel yat dizi izle modunda sıyrılıp çalışan, yazan, planlayan ve okuyan bir ruh haline kendimi ayarlıyorum. Yakında bu çorak blog sayfalarında bunun meyvelerini göreceksiniz sayın arkadaşlar....

Bekleyiniz... yakında  bu ekranda.... 


3 Kasım 2010 Çarşamba

....

Ergenken ve Türkiye'deyken ayıla bayıla yaşadığım yalnızlığa, 30lu yaşlarda ve Moskova'dayken kahrediyorum.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Ege'nin su halleri









Bu resimlerin sanat yönetmenliğini modelin kendisi yapmıştır.

23 Eylül 2010 Perşembe

Hayat devam ediyor

Şifa niyetine iki reçete size!
Biri Tibet tıbbının daha akla yatkın olduğunu savunan babaannemizden, biri de Sovyet ekolü tıp eğitimi almış bir kulak burun boğaz doktorundan...
Neden mi yazıyorum bunları sebebi basit Türkiye'den döndükten sonra epey boğazımız ağrıdı da ondan

Babaanneden

Bildiğimiz tuzsuz loru bir tencerede buharda ısıtıyorsunuz, 5-6 dakika sonra loru alıp boğazınıza fular gibi bağlayabileceğiniz bir tülbente koyuyorsunuz. Lor boğazınızı yakmayacak ama çok da ılık olmayacak bu kısma dikkat!! Bunu, gece yapıp sabaha kadar çıkarmıyorsunuz, çıkadığınızda lorda kurulaşma varsa bu iyiye işaret, boğazınız biraz da olsa rahatlayacak....


Doktordan
(KBB doktoru hamileyken ilaç kullanamayacağım için bunu yap iyi gelir demişti)

Bir bardak ılık(dikkat sıcak olmayacak!!!) sütün içine, kahvaltı bıçağının ucuyla tereyağ ve bir çay kaşığı soda (bildiğiniz karbonat) atıp karıitırın!!! yavaş yavaş yudumlayarak için... Zaten tadı pek güzel değil bir anda içmeniz mümkün değil :)


Not1 : Kendim deneyip faydasını görmediğim hiç bir şeyi burda yazmam!
Not2: Burada yazdıklarım doktor reçetesi değildir!

24 Haziran 2010 Perşembe

Ali'me

Bugün emeğinin ve alınterinin sonucunu alan kardeşimin hayatının en mutlu günü :)) Yanında olamadım ama o biliyor ki biz uzakta yan yanayız...Canımın yarısı sen de ben de biliyoruz ki bilgi ve insanlıktır kalıcı olan, verilen sadece kağıt parçası....Seninle ne kadar gurur duysam azdır ama aldığın diploma için değil adam gibi adam olduğun için!!!

Çok şey paylaşmadık hep uzun uzun sessizlikler vardı! Birlikte yaşadık ama anlamadık, gördük ama konuşmadık, anladık ama anlatamadık, sevdik ama sarılmadık, ağladık ama içimize akıttık....

Seni öyle özledim ki....

9 Haziran 2010 Çarşamba

Kek

Bugün kek yapalım cümlesini kurduğunuzda sabah erken bir saattir ve siz daha yüzünüzü yıkıyorsunuzdur, ancak küçük yamağınız çoktan masaya gerekli tüm malzemeleri çıkarmış sizi bekliyordur. İlk resme bakıp sankın yamağın yumurtayı unuttuğunu zannetmeyin şeker kavanozunun arkasındadır ahanada kanıtı bakınız 2. resim :)





Maceralarımız devam edecek bizi izlemey devam edin!!

8 Haziran 2010 Salı

Bal Kabak Parkta -II-

Arabalar, dıgın dıgın diye gidiyor, daha silah kelimesini bilmediği için çocuklarda gördüğü silahlara 'Anne bak onun tıhışı var!' diyor. Kaplumbağanın egecesi kapbunga!!!






7 Haziran 2010 Pazartesi

6 Haziran 2010 Pazar

Rusya'da neleri sevmiyorum?

  1. Bio tuvaletlerini, (telefon kulübesi gibi yerler ve kadın-erkek ayrımı yok)
  2. Daracık daracık evlerini, (mesela bizim ev 2 oda -bir salonu yok sadece 2 oda- bir ev ve toplam 42 m2)
  3. Fahiş sayılabilecek kadar yüksek kiralarını, (burada yüzüne bakmayacağınız evlere(orta halli) vereceğiniz kiralarla Ankara,İstanbul gibi şehirlerde çok iyi semtlerde oturabilirsiniz)
  4. Apartmanlarının pis oluşunu ve hatta asansörlerinin dahi sidik kokmasını,
  5. Yerlere tüküren ve hatta sümküren erkeklerini,
  6. Sigara içme oranının yüksek olmasını,
  7. İçki içmenin neredeyse günlük rutinlerden biri olmasını ve hemen hemen her yerde içmeye izin verilmesini,
  8. Biranın sütten ucuz olmasını,
  9. Yazın güneşe doyamadan kışın gelmesini,
  10. Yaz boyunca gece 11lere kadar karanlık çökmemesini, (beyaz geceler)
  11. Sebze ve meyve yönünden kıtlığı,
  12. Hizmet sektöründe çalışanların asık suratlarını ve kaba saba davranışlarını,
  13. Genel olarak kibar olmayan insanlarını,
  14. İngilizce dahi bilmeyen doktorlarını ve suratsız moruk hemşirelerini,
  15. Yeme, içme, restoran, pastane, büfe gibi hizmetlerin pahalı olmasını,
  16. Bürokrasinin hantallığını, (oğluma yurt dışı pasaportu alacağız, başvurduktan 1 aysonra veriyorlar)
  17. Rusça'nın yumuşatma sesini (ь) ve vurgularını,